Temmuz ayıydı, trenle “Adını Sen Koy” film’inin çekimi için Eskişehir’e gidiyordum.
O gün Vedat Okyar’ı toprağa vermenin üzüntüsü içinde boynumda Siyah-Beyaz atkımla pencereden dışarı bakarken, aslında trende olmasını beklemediğim, sevgili yönetmenim Tuna Kiremitçi yanıma geldi…
Üzüntümün nedenini sordu, söyledim... “Beşiktaşlı mısın” dedi “Hastasıyım” deyince, benden hiç almayı beklemediği bu cevabın şaşkınlığı ile sorular sormaya başladı.
Sonra muhabbet koyulaştı. Eskişehirli olduğu için doğal olarak Eskişehirspor’u desteklediğini söyledi.
Ama Beşiktaş taraftarlarına hayran olduğunu, oğlunun Beşiktaşlı olması için çaba sarf ettiğini, fırsat buldukça köy içinde çarşıda dolaştırdığını anlattı.
Film çekimleri boyunca Tuna’yla zaman, zaman futbol konuştuk.
Benim Beşiktaş fanatizmim, onun ilgisini çekmişti.
***
Tuna Kiremitçi, Beşiktaşlı yazarlara nazire yaparmışçasına, sevgide usta, duygusallıkta eşsiz kalemi ve saflığını yitirmemiş güzel yüreği ile şahane bir Mustafa Denizli yazısı yazmış…
Türk halkına; futbolda emeklerken, Mustafa Denizli’nin “kalbi” ile birlikte, depara kalkıp, koşmaya başladığımızı hatırlatmış…
***
Mustafa Denizli, hiçbir zaman bulunduğu yerin güveni içinde yaşamayı seçmedi.
O, her zaman atacağı adımın, nereye varacağını bilmenin cesaretini içinde taşıdı. Ve aynı inançla ileriye doğru yürüdü.
Bu yüzden Türkiye’de üç büyükleri şampiyon yapan “Tek Adam” olarak tarihteki istisnai yerini alacak.
***
Bize unuttuğumuz gerçekleri, çok önemli bir günün arifesinde özet geçtiğin için teşekkürler yönetmenim,
Teşekkürler Tuna Kiremitçi…
Tweet misali: Şimdiki balıklar suyu tanımıyor. Hepsi tavada cızırdıyor.
ITIR ESEN/HABER1903