Geçirmiş olduğum rahatsızlıktan dolayı, yolladığınız mesajlar beni çok duygulandırdı… Haber 1903 ile birlikte, kazandığım bu yeni ve büyük ailenin içinde olmaktan dolayı çok mutluyum. Hepinize çok teşekkür ediyorum ve sizi çok seviyorum…
Gelelim Pazar akşamı oynanan Süper Kupa Finaline…
Yüksek ateşimi, daha da yükselten Yunus Yıldırım ve “yıldıran” kararlarından bahsetmeden önce, gazetelerde çıkan yorumlara değinmek istiyorum…
Bazılarının kalemlerinden ne döküleceğini önceden biliyoruz, ama benim dikkatimi çeken, birçok Beşiktaş yazarının, neredeyse birbirinin fotokopisi gibi aynı şeyleri yazmış olmalarıydı.
Beyler; bizde biliyoruz, Beşiktaş’a, mutlaka ve mutlaka bir “10” numaranın gerekli olduğunu… Yusuf’la değil de, Holosko’yla başlamanın belki, daha doğru olacağını… Nobre’nin, ortada top tutacak oyuncu olmadığı, için sıkıştığını… Köybaşı’nın, ilerleyen günlerde daha iyi olacağını… Nihat’ın henüz hazır olmadığını… Tello’nun oynadığı yerde verimli olamadığını… Erhan’ın, beklemediğimiz, penaltı golünden sonra paniklediğini... Birinci yarı, istekli ve arzulu oynayan Beşiktaş’ın ikinci yarı bekleneni vermediğini…
Bütün olumsuzlukları sıralamışsınız…
Hakem’e pek dokunmak istememişsiniz…
Olumlu tarafları da vardı Beşiktaş’ın, sağ olun onları da yazmışsınız…
İnanın bunların hepsini, futboldan anlayan ve karşılaşmayı seyreden herkes gördü zaten…
Asıl, yazmanız gereken şey, bu maç oynanmadan haftalar önceydi…
Yani, gücünüz varsa, bu Süper Kupa Finalini oynatmamaktı…
Alex’in bile “Biz niye bu maçı oynuyoruz anlamadım” dediği ‘Sahibi önceden belli kupayı’ zorla Beşiktaş’a oynattılar, kimsenin sesi çıkmadı…
Tarihini bile değiştirmeyi kabul etmediler.
Prosödür gereği filan, masalını kimse uydurmasın. Şampiyon Fenerbahçe olsaydı, aniden bu sene yönetmelikler değişirdi, kurallar değişirdi… Şampiyon olmuş ve Kupayı kazanmış olan aynı takıma, Süper Kupa verilirdi…
Aziz Yıldırım, kendi takımına oynatır mıydı sanıyorsunuz bu finali?
Hiç kimse kendini kandırmasın.
Ayrıca, maçın hakeminin Yunus Yıldırım olduğu açıklandığı gün, hepimiz biliyorduk, kupaya hangi takımın yakın olduğunu…
Maç oynandı bitti, ardından televizyon ekranlarında Beşiktaşlıyım diye yorum yapan bazı kişiler pozisyonlar hakkında konuştular…
Ben anlamıyorum, bir kişi mi yok Beşiktaş’ın hakkını koruyan?
Tamam, biz Beşiktaşlı olarak, adaletten yanayız, kendimize ait olmayan hiçbir şeyi istemeyiz, ama lütfen, hakkımız olanı da savunun, ya da oralara çıkmayın.
Ayıptır, maçın hakemine; “Yusuf’un Bilica tarafından düşürülmesine, hadi penaltı vermedin, kırmızı kart niye göstermiyorsun?” lafını edemeyen…
Bobo’nun pozisyonuna mırın kırın eden…
Barajda Bilica’nın eline çarpan topa “penaltı” diyemeyen beyefendiler, lütfen yapmayın yorumculuk yaa!
Ne, yazıyorsunuz, ne de konuşuyorsunuz.
Aziz Yıldırım, size de üç yıl “susma sözü” verdirdi galiba…
Ne yaparsanız yapın, Beşiktaş’ın üzerine Yıldırım düşmez…
Hiç bir şey KaraKartal’ı yürüdüğü yolda, durduramaz, Yıldıramaz…
ITIR ESEN / HABER1903 |