|
 |
 |
 |
 |
| |

EMEKÇİYİZ,KADINIZ, BEŞİKTAŞLIYIZ!
- HABER1903 - |
|
 |
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
| |
 |
Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü...
Bu anlamlı günde Bayanlarımızın gözünden Futbol ve Beşiktaş adlı iki güzel yazıyı sizlerle paylaşmak istedik..Bu vesile ile Tüm kadınlarımızın Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutlarız....
GÜL ALTINDİŞ`DEN
RİMELLİ GÖZLER
Hepimiz biliyoruz ki futbol erkeklerin tutkusu, takım tutmayan erkek az sayıdadır ama değişen dünyada her platformda sesini duymaya alıştığımız kadınları tribünlerde görmek nasıl sevindiriyor beni anlatamam…
Ben de iyi bir futbol seyircisi bayan olarak bu durumdan çok memnunum.
Kalmadı artık sen futboldan anlamazsın muhabbeti, futbolu saha içiyle saha dışıyla değerlendirebilecek farklı bakış açısıyla futbolu konuşacabilecek kadınlar var. Kadın spor yazarları, kadın fanatikler, kadınların oluşturduğu taraftar grupları…Erkekler kadar teknik taktik işlerine karışmasalar bile ‘’Ofsaytı’’biliyor artık kadınlar.
Ben BEŞİKTAŞLIYIM. Beşiktaşlı olmayı ruhumda yaşayan, mümkün olduğunca da o ruhu yansıtmaya çalışan bir taraftarım. Beşiktaşlı duruşu, Beşiktaşlı ruhu bizlerin dilinden düşmeyen ama sözde değil özde hissettiğimiz duygulardır. Beşiktaş Aşktır diyebilecek kadar…
Aşk müthiş bir heyecandır, âşık olmayı bilen Beşiktaş aşkını da ancak öyle anlar. Tribünlerdeki ‘’Beşiktaş’ım benim, biricik sevgilim, söyle senden başka kimim var benim?’’sloganı hissederek söylenir. Ya da:
Sen benim Her Gece Efkârım,
Gözümdeki Yaşım,
Sigara Dumanım!
Sen Benim Damardaki Kanım,
Alnımdaki Yazım, Şanlı Beşiktaş’ım!
Kalbimin En Orta Yerinde,
Büyük Bir Yangın Var Alevler İçinde!
BEŞİKTAŞ Sana Yemin Olsun,
Bitmeyecek Sevdam Mezarımda Bile
Böyle bir aşktır Beşiktaş. Beşiktaşlı kadın taraftar olmak sadece futbolcuların yakışıklılığına bağlı değil o Siyah-Beyaz formayı terinin son damlasına kadar ıslatan futbolcuyu tanımaktır. Beşiktaşlı kadın ağlar, isyan eder, acı çeker, asileşir, Beşiktaş için adalet arar, Beşiktaşlı kadın cesurdur, güçlüdür çünkü Beşiktaşlı olmak bunu gerektirir…
Yağmurda çamurda saçlarını savurarak siyah beyaz formasını sırtına geçirip atkısını boynuna dolayıp çarşının içinden geçip,Dolmabahçe’den yürüyerek ağaçlı yoldan Şeref stadımıza gelen, tribünde rimelli gözlerle maçı izleyen, ojeli ellerle alkış tutan dişi kartallar…Ve Beşiktaşlı olmasa bile tribünlere güzellikler getiren diğer takım taraftarları hemcinslerim, futbolu güzelleştirenler 8 Mart Dünya Kadınlar gününüz kutlu olsun, futbolumuzu güzelleştiren kadınlar İYİ Kİ VARIZ
NAZLI TATAR`DAN
"beşiktAŞK"
Dünya kadınlar gününde belki de en son bahsi geçecek konu, futbol… Özellikle de Türkiye’de bu böyle maalesef. Gerçekten de kadınların büyük çoğunluğu bırakın futbolu sevmeyi, eşlerinin – sevgililerinin maç izlemesinden bile hoşlanmazlar. Ancak bunun asıl nedeni, futbolu sevmiyor olmamaları değil; futbolun getirdiği çirkin sonuçları sevmemeleridir ki bunlara örnek olarak eşlerinin kendilerine ilgi göstermemesi, bu konuyu her şeyden üstün tutup bu yüzden can dostuyla bile tersleşebileceğini görmesini verebilirim. Bence bunlar sadece futbola ve diğer sporlara karşı toplumun dayattığı önyargılar... Futbol izlemek ve takip etmek, bir takımı desteklemek, o takımın galibiyetiyle sevinip yenilgilerine üzülmek… Bunların hepsinin ayrı birer keyfi var. Tabi ki bir derbide galip gelmenin keyfi başka; ama futbol başlı başına bir olgu olarak keyif içeriyor. Ben neden futbolu seviyorum? İşte bu yüzden… Bir maç, aslında tüm duyguları içeriyor. Sonra da tartışma programlarında herkesin hangi duygular hissettiği öğreniyor, kendinizle yorumluyorsunuz. Ertesi gün gazetede, daha sonra diğer yayın organlarında takip ediyorsunuz, kime ne hissettirmiş bu maç diye. İşte böyle bir duygu harmanı aslında futbol maçları…
Peki, neden Beşiktaşlıyım? Bir kere herkes gibi aileden gelen bir Beşiktaşlılığım yok maalesef. Benim ailemin büyük çoğunluğu Fenerbahçeli idi. Doğal olarak ben de çocukken öyle idim; daha takımların tam olarak neyi temsil ettiğini anlamazken… Büyüdükçe, futbolla ilgilenmeye, içeriğini öğrenmeye başladıkça kafamdaki ayrımlar da başladı. Fenerbahçe benim kişiliğimi, ideolojimi, benliğimi yansıtmıyordu; eğreti duruyordu ben de. Hiçbir zaman içten olamıyordum takımıma karşı. Çünkü Fenerbahçe daha çok burjuva takımı, iktidar takımı; kısacası benim tüm savunduklarımın karşısında olan bir takımdı. Bunun yazılı bir kanıtı olmasa da böyle idi… Beni yansıtmadıktan sonra da tuttuğum takımın benim için bir manası kalmazdı elbette. Ve baktım ki Beşiktaş, Çarşı bunlar hep beni çağırıyor sanki gizliden gizliye. Çünkü orda toplum bilinci, orda direniş, orda bir asi ruh vardı; tıpkı bende olduğu gibi… Evet, Beşiktaş öyledir; susmaz, susturamazsınız Beşiktaşlıyı. Yanlışı yüzünüze vurur tokat gibi. Eleştiriden asla kaçınmaz, gerektiğinde özeleştirisini de yapar, gerektiğinde karşı takımı da alkışlar. Tüm bu karakteriyle Beşiktaş, insanı kendine âşık eder ve her Beşiktaşlı, bu aşkı taşımaktan müthiş bir gurur duyar.
Bu yazıyı okumuş olan tüm kadınlar, zaten futbolla ilgili olanlardır. Ben işte bu kadınlara söylüyorum; çevrenizdeki futboldan nefret eden kadınlara bu sevgiyi yayın. Yayın ki, bu keyfi tatsınlar; yayın ki artık eşleriyle – sevgilileriyle futbol yüzünden kavga etmesinler; yayın ki futbol sadece erkek sporu olmaktan çıksın. Beraber maç izlemenin keyfi, kavga dövüş dizi izlemekten çok daha iyidir ;)
- HABER1903 -
|
08.03.2010 13:58 |
|
|
 |
 |
 |
|
|
|
|
|